Biz, vitrinde görünen ama içten içe çürüyen bir çağın çocuklarıyız.
Kafamızda yankılanan cümleler hep başkasının ağzından düşme.
Kime dönersek dönelim, duvar.
Ne söylersek söyleyelim, beyhude…
Toplum bir kalıptır, içine sığamayanı anormal diye etiketler.
Farklıysan “sorunlu”, düşünüyorsan “tehlikeli” sayarlar.
Peki biz ne yapalım? Anlaşılmak için kendimizi mi terk edelim?
Her sabah uyanıyoruz; ama neden uyanıyoruz, bilen yok.
Çalış, tüket, göster, paylaş.
Ve Kendini unut…
Ben artık bu döngüden çıkmak istiyorum.
Anlamı başkalarının hazır sunumlarında değil, kendi çatlaklarımda arıyorum.
Çünkü bazen bir insanın varoluşu, bir başkasının normlarına sığmaz.
Ve belki de en büyük kazanç, anlaşılmamayı göze almaktır.

Yorum bırakın